Bir senelik ömrüm kalsaydı..

Bir yılım kalmış olsaydı eğer şimdiden çok farklı olurdum. Hislerimi baskılamadan yaşardım mesela. Şimdi balkona çıkıp soğuk havayı ciğerlerime doldururdum üşümekten korkmayarak. Üşüyerek yürüyen ve gideceği yerlere hızla yetişmeye çalışan insanları daha çok incelerdim. Gözlerimi kapatırdım bir süre. Hislerimin bana anlatmaya çalıştıklarına kulak verirdim. Midemdeki o beni en olmadık zamanlarda yoklayan acının bana söylediklerini dinlerdim. Olduğum yerde yere çöküp bir süre yorgunluğumun ve kırgınlığımın gözlerimden akıp gitmesine izin verirdim. Derin bir iç çekerdim. Telaşa kapılmadan önce hiç bitmeyecekmişcesine verdiğim savaşın anlamsızlığının altında kalışım ilk defa bu kadar hafif gelir. Gökyüzü bir anda gözümün önünde ayrılıverir. Hadi al beni derim. Al yut beni. Olsun bir an önce. Olacaksa bir film şeridinin geçişi kadar hızlı olmalı derim bence. Sayılı gün çabuk geçer de. İnsan nasıl sabretsin.

Yürürdüm ki biraz düşlerimin kıvrımlarında dans ederdim. Kötülerden, kendini bilmezliğiyle her şeyi bilmesinin ters orantıda olduğu insanlardan yine tiksinirdim. Daha çok dikkat ederdim yardım çağrısı veren her göze. Yüksek kahkahalarla gülen o suratların kalbindeki acıyı fark ederdim belki. Dalgaların süpürdüğü sahilde yürürdüm. Ayakkabılarımı da çıkarırdım. Ayaklarımın altındaki birbirinden farklı boyuttaki çeşit çeşit taşların soğukluğu cezbederdi beni. Burnumdan içeri süzülen deniz kokusunun farkına varır ve keyfini çıkarırdım. Biraz oturur dinlenirdim. Dinlenemediğim her an için birer dakika daha dinlenirdim. Hatta uzanırdım boylu boyunca. Kadrajımda artık gökyüzü olurdu. Kuşların süzülüşünü izlerdim. Kuşlar süzüldükçe damlalarda gözlerimi terk ederdi. Dudaklarım gülümsemeyle kıvrılırdı. Belki şu göğsümdeki oturup kalmış zaman zaman kendini hatırlatan o yumru beni terk ederdi de bende yine nefes alırdım. Yoldan geçen kimsenin haberi olmazdı. Bu kendim ve ben arasında bir sır olurdu. Onlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadıkları hayatlarına kaldıkları yerden devam ederlerdi. Zaten söylesem de deli derlerdi.

Söylesem kimlerin üzüleceğini de hesap ederdim. Herkes üzülür tabi. Gençti derler. Bundan bahsetmiyorum. Kalbinde sızı hisseden, gittiğimde boşluğumda kavrulacak olanlardan bahsediyorum. Pek kişi olmaz zaten. Hayatlarının ucuna dokunmadıklarım, vah vahçılar. Herkes her ölene derinden bir yas tutsa ömrü boyunca , hayatta kalmak çok zorlaşırdı zaten. Kontenjanlar sınırlı!

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın