Bu kitabı da arkadaşlığımın kitaplığından aldım. Arkadaşlar bu konuda gerçekten çok işe yarayabiliyor. Özellikle geniş içerikli kitaplıkları varsa. Önümde bir sürü kitap vardı ben de karar vermeye çalışıyordum. Karıştırdım karıştırdım. İki kitap aldım. Biri bu kitaptı. Dış kapağı güzel duruyordu. Aslında ilk başta alıp almamakta kararsız kaldım. Romanvari gerçek bilgilerden oluşmayan kitaplardan uzak durmaya karar vermiştim bir süre. Kitabı kurmaca anılardan oluşan bir şey sanmıştım ama fazla yanılmışım. Tamamen gerçeklerden oluşan, olayın en içinden gelen bir kitapmış. Yeri geldi duygulandığım yeri geldi vay be dediğim bir kitaptı.

ÖZET
Kitap anlatıcı Anne Frank’in anı defterinden oluşuyor. Genç bir kızın gün içerisindeki yaşadıkları ve hislerini onun ağzından duyuyoruz direkt. Frank ailesi Nazi dönemi Hollanda’da yaşayan yahudi bir ailedir. Anne anı defterine hayatı henüz bu sıkıntılardan etkilenmeden başlar. Okula gider gelir dönem genç-çocuk ilişkilerini anlatır. Bu süre zarfında tehlike onlar için iyice yaklaşır. Anne ve ailesi de büyük tehlike içerisindedir. En sonunda o gün gelir. Evlerine çağırılma mektubu gelir. Ve başka yol yoktur. Artık orda duramazlar. Bir gecede önceden hazırladıkları sığınağa taşınırlar. Ve Anne’nin yeni hayatı başlar. Frank ailesi Van Daan’larla beraber arka evde yaşamaya başlar. Arka ev dışardan bakılınca anlaşılamayacak bir sığınak olarak tasarlanmıştır. Bir ofisin arkasındadır. Ofisteki çoğu insanın bile haberi yok. Bir ev ve iki aile. Kaçak bir yaşam sürüyorlar. Dışarı çıkmak yok. Gün içerisinde sessiz olmaya dikkat etmek zorundalar. Duş ve tuvalet sıkıntıları. Bu iki aile tam bir hapis hayatı yaşamaya başlıyorlar. En kötüsü bu askerlerin bir gün onları bulabileceği korkusu. Bu iki aile onlara dışardan yardım eden birkaç kişiyle beraber dışardan izole yaşamaktadırlar. İlk günler pek sıkıntı yokken sonraki günler bir de Dussel’in katılmasıyla iyice can sıkıcı hal almaya başlar. Bu sekiz kişi zamanla hem aile olurlar hem de hiç kişisel alanları kalmadığından birbirlerine tahammülleri iyice azalır. Anne annesinin onu anlamamasından dert yanar kitapta. Ablasıyla bazı zamanlar anlaşır bazı zamanlar anlaşmaz. En çok babasıyla anlaşır fakat genç kız olduğu dönemden sonra babasıyla da biraz uzaklaşır. Çocukken olan o hazır cevaplılık ve neşelilik ergenlik döneminde biraz karamsarlığa dönüşür hem de daha oturaklı olmaya başlar. Git gide azalan imkanlar hayatlarını zorlar ama arka ev insanları asla vazgeçmez. Sürekli eğitimle kendilerini geliştirmeye çalışırlar. Van Daanlar ve Dussel’le hayat çok zor geçer. Çünkü evdeki herkes farklı insanlardır. Anne bayan van Daan’ın bütün gün sızlanmasından Dussel’in bencilliğinden çok sıkılır. Savaşın gittikçe yayılmasıyla ev halkının korkuları gittikçe artar. İmkanlar gittikçe kötüleşir. Ama arka evin umudu hiç bitmez. Zafer yakındır. Ezilen bu Yahudi aileleri bir gün refaha kavuşacaklardır. Anne dışarıdaki onun kadar şanslı olmayan diğer insanlar için çok üzülüyor. Ama birazcık dışarıda gökyüzüne karşı özgürce dolaşmanın özlemini duymaktadır. Zamanla büyüyen ve genç kız olan Anne’in hisleri de gittikçe değişir. Sevgiye ve anlayışa daha çok muhtaçtır. Daha önce ona uyuz ve sessiz görünen Peter van Daan artık daha çekici gelmeye başlar. Peter sessiz ve utangaç bir çocuk. Her şeyi içinde yaşıyor ve Anne ona yardım etmek istiyor. Gittikçe ona karşı olan hisleri daha da kuvvetleniyor ve ona kapılıyor. Anne Peter’e,Peter de Anne’e aşık olur.
O dönem radyolarda çağrıda bulunurlar. Bu süreçte halkın elindeki bütün dökümanları getirmelerini isterler. Anne ise hatıra defteri Kitty’nin bir gün kitap olacağı hayalini kurar ve umut etmeyi hiç bırakmaz.

SONA DOĞRU Kitabı okumak istiyorsanız ama önemli yerlerini kitaptan öğrenmek istiyorsanız bu bölümü geçmenizi öneririm!!
Anı defterinin son günü 1 Ağustos. Anne kafası karışık bir halde hayatla ilgili düşüncelerini son kez yazar. Ve anı defteri orada son bulur. Sonrasında okuyucunun karşısına son söz diye bir bölüm çıkar. Bu bölüm de arka ev sakinlerine neler olduğunu anlatıyor çünkü olan şeylerle o günden sonra o hatıra defteri bir daha hiç yazılamadı. O günden sonra askerler bir ihbarla -depo görevlisi olduğu düşünülüyor- arka evi basıyorlar ve orada yaşayan sekiz kişi ve onlara yardım eden üç kişiyi tutukluyorlar. Ve toplama kamplarına yolluyorlar. Herkes bir yerlere sürülüyor ve bundan iki yıl sonra Anne ve ablası Auschwitz’de salgın hastalıktan dolayı hayatını kaybediyor. Aileden sağ kalan tek kişi Anne’in babası Otto Frank oluyor kamptan kaçarak ve kendisini kızının hatıra defterini kitap yapmak için adıyor.


✎OKUYUCU GÖZÜNDEN✎
İlk başta düşündüğüm gibi basit bir kitap değilmiş. Derin gidiyor. En iyisi de gerçekten yaşayan birinden o günlere dair şeyler bulmam oldu. Bazen 1940larda böyle şeyler yaşayan bir kızla aynı şeyleri düşündüğümde duygulandığım oldu. Hatta bir ara ara verdim sırf bu yüzden. Kitap şuan bile bazı ülkelerde bazı insanların elinden alınan yaşama haklarıyla neler çektiklerini anlamamızı sağlıyor. Kitabı babasının düzenlemeleriyle ve bazı yerlerin çıkarılmasıyla okuyoruz. Fakat bunun çokta adil olduğunu düşünmüyorum. Belki de Anne Frank orda yazan herşeyi okumamızı isterdi. Fakat saygı duymak lazım. Yine de herkesin alıp okuması gereken bir kitap. Belki içinde vicdan eksikliği olan insanlarda biraz empati duygusu yaratır.
İyi okumalar xx


🌷🌷🌷🌷🌷🌷🌷

Hiç okumayı düşünmeyecegim bir tarz olmasına rağmen cumleleriniz ben de merak uyandırdı.aldim.hemen okuma listeme
BeğenLiked by 1 kişi