İNTİBAH-NAMIK KEMAL

Zorlu salgın günlerinde kendimi kitap okumaya daha çok verdim. İnternetten daha önce okumadığım bir dünya olan Eski Türk klasiklerini okumaya karar verdim ve İntibahla başladım.

Öncesinde kitap eski Türkçe içeriyor diye anlamakta zorluk çekeceğimden yada sıkılacağımdan önyargılıydım. Yer yer anlamadığım kelimeler de oldu. (belki benim elimdeki kitaptandır) Çünkü benim okuduğum kitap kalın ve 200 sayfaya yakın fakat ince olanlarını da gördüm. İnce olanın dili nasıl, olay örgüsünden neler çıkarılmış hiç bilmiyorum. Ben okuduğuma göre eleştiri yapacağım. Zaten sonuçta olay örgüsü değişmiyor.

Kitap özeti

Kitabın kahramanı genç, yakışıklı, dünya hakkında son derece saf duyguları olan, tertemiz, çalışkan olan Ali Bey.

Ali Bey aynı zamanda utangaç ve kalabalıklardan hoşlanmayan bir gençtir. Yaşıtları, dostları Çamlıca’da kalabalıkta eğlenmeyi severken o her zaman daha sakin yerlerde olmayı tercih eder.

Ali Bey mesleğinde çok çalışkandır. Fakat babasını kaybettikten sonra durgunlaşır.

Dostları bir gün Ali Bey ile takılmak isterler fakat kalabalık bir gün seçerler.. Ali ise çaresiz kabul eder ama hayatında herşeyi değiştirecek ve bir daha eskiye döndürmeyecek bir gün olacağını nerden bilebilirdi ki?

O dönem gençler büyük bir sahtecilik le, her gün birbirini tekrar eden binbir yalan sözler ve iltifatlarla beraber genç kızları tavlamaya çalışırlar. Fakat bu Ali’nin sadece midesini bulandırır.

Ne var ki yürürken bir kez olsun arkadaşlarının yaptığını denemek ister ve bir arabaya işaret eder. Arabanın içinde nasıl bir kadın olduğunu bilemez ve sürekli onu düşünür. Kafasında binbir türlü yakıştırma yapar ve bu onu heyecanlandırır. Aynı zamanda utandırır.

Çamlıca’ya gider yine. Ve yine aynı arabanın geçtiğini görür. Bu sefer arabanın peşinden koşar. Araba bir yerde durur ve kapısı açılır. İçinden çok güzel bir kadın çıkar ve Ali büyülenir. Aşık olur.

Kadınla münasebetleri günden güne artar. Artık iki aşıktırlar. Kadının adı Mehpeyker.

Mehpeyker ailesinin de ona bahşettiği bir çok ahlaksızlıktan geçmiş, sinsi bir kadındır. Ali’ye iplerin onun elinde olduğu izlenimini verir ama herşeyi aslında Mehpeyker kontrol ediyordur.

Ali ile evlenemeyeceğini üstü kapalı bir şekilde anlatmaya çalışır fakat Ali bozulur. Çünkü daha Mehpeyker’in hayatı hakkında çok bir fikri yoktur.

Bir gün Ali tesadüf eseri Mehpeyker’in nasıl bir kadın olduğunu öğrenir ama aşkı ağır basar. Kadın onu tatlı diliyle yine zehirler. Artık annesine bahane bile bulmamaya başlar. Geceleri Mehpeyker’de kalır.

Annesi Fatma Hanım ise gün geçtikçe daha da şüphelenir oğlunun halinden ve soruşturduğunda Mehpeyker’i öğrenir. Kendisine yediremez. Hemen bir cariye satın alır. Oğlunun mürvetini temiz bir kızla kendi yapmak ister. Gelen cariyenin adı Dilaşupdur.

Dilaşup güzeller güzeli, saf ve tertemiz bir kızdır. Mehpeyker’den bile güzeldir ve dünya iyisidir.

Eski Çamlıca

Bir gün Mehpeyker’in yalısındayken Mehpeyker sanki Ali’yi çok düşünüyormuş gibi muamele yapar ve 3 gün de annesiyle geçirmesi için onu ikna eder ve evine yollar.

Mehpeyker’in birlikte olduğu adamlar dışında başka hiçbir geliri yoktur. Yalısının bile geliri başkası tarafından karşılanır. Abdullah Bey. Çirkin mi çirkin bir tüccardır. Haram para yemekten gözü korkmaz. Son iki senede İstanbul’a çok az gelmiştir ama tam o sıralar İstanbuldadır ve onu görmek ister. Mehpeyker ise Ali’ye sadıktır ve adamı başından savar o güne kadar. Fakat adamın kötü tarafını bildiği için onun da rızasını almak ister. Adamın ona karşı bir zaafı vardır ve Mehpeyker geri çevirmeyeceğinden emindir. Adamın yanına gider.

O sırada Ali evdedir. Annesi Dilaşup ile arasını yapmak için uğraşır fakat Ali’nin gözü Mehpeyker’den başkasını görmez. Annesi en sonunda çıldırır ve herşeyi bildiğini belli ederek Ali’ye laf söyler ve Ali evi terk ederek 3 gün dolmadan Mehpeyker’in yalısına gider.

Mehpeyker geç kalmıştır ve son vapura yetişemez. Mecbur geceyi Abdullah Bey’in yalısına geçirecektir.

Abdullah Bey ile bir anlaşma yaparlar. Altı ay boyunca Mehpeyker’i aşığıyla beraber rahatsız etmeyecektir ve maddi desteğini çekmeyecektir. Mehpeyker gönlünün istediği gibi Ali ile vakit geçirecektir fakat o kadar ayın sonunda Mehpeyker Ali ile ilişkisine son verecektir.

Mehpeyker tereddütsüz kabul eder.

O sırada Ali bütün gece uyumadan Mehpeyker’i bekler. Tüm gece kafasında bir takım şeylerim muhakemesini yapar. Düşündükçe Mehpeyker’in sinsiliğini ve sahteliğini görür. Meğer ne kadar zehirlenmiş Ali’yi. Ne kadar kötü bir kadınmış. Ali ise onun güzelliğinden bu hareketlerini görememiş. Üstelik onun yüzünden annesini de ne kadar üzmüştü.

Sabah ilk vapurla Mehpeyker yalıya gelir ve sevgilisinin kollarına atılmak ister. Yine sözleri ve güzelliğiyle onu zehirleyebileceğini düşünür. Fakat Ali oracıkta ondan ayrılır ve nefret eder.

Ali eve gelir ve annesinin gönlünü alır. Dilaşup’a alıcı gözüyle bakar ve onunla evlenmeyi kabul eder. Artık daha mutlu olduğunu hisseder.

Mehpeyker ise Ali’nin geri döneceğinden emindir. Fakat on gün geçmesine rağmen ses seda yoktur. En sonunda mektup yazar. Ama ilk iki mektubuna cevap gelmez. Son bir kere yazar ve Ali evleneceğini ve artık onu rahatsız etmemesini söyler.

Mehpeyker sinirden ve kıskançlıktan deliye döner. Nasıl böyle bir şey olabilir? Artık intikam ateşi içine düşer ve Dilaşup’u araştırmaya başlar. Onunla bir araya geldiğinde onu ne güzellik ne marifet olarak alt edebilir. Daha da sinirlenir ve kıskançlık ateşi artar. Artık geriye tek bir yol kalır.

Bu konuda Abdullah Bey’den yardım ister. Dilaşup’a bir iftira atarlar ve Ali Bey de inanır.

Uyarı

Sonunu öğrenmek istemiyorsanız burdan sonrasını okumamanızı öneririm.

Bunun siniriyle gidip Dilaşup’u öldüresiye döver ve sinir krizi geçirir. Doktor gelir ve Dilaşup’un evden gitmesi gerektiğini söyler. Fatma Hanım ise ne kadar üzülse de oğlunun sağlığı için cariyeyi satar.

Dilaşup’u Mehpeyker satın alır ve tüm hırsını ondan çıkarır uzun zaman.

O sırada Ali’nin kalbini tekrar kazanmak için uğraşsa da başaramaz. Ali tüm mal varlığını ve annesini de kaybeder. Kendisini içkiye verir.

Bir gün Mehpeyker ve Hırvat hain bir plan yaparlar. Önce Hırvat Dilaşup’un kalbine bıçak saplar. O sırada Ali başkalarına haber verir. Mehpeyker saklanır. Ali ise vicdan azabı çeker. Dilaşup’un suçsuz olduğuna emindir ama iş işten geçmiştir artık. Başında ağlamaya başlar. Fakat o sıra Dilaşup uyanır ve Ali’yi sevdiğini ve ona dargın olmadığını, içinin rahat etmesini söyleyerek vefat eder.

O sırada Mehpeyker saklandığı yerden çıkar. İçinde hala Ali’nin onun olacağına dair bir düşüncesi vardır ve konuşmaya başlar. Fakat işler istediği gibi gitmez ve Ali çıldırır. En sonunda Mehpeyker’in beynine bıçağı saplar.

Abdullah Bey’e inme iner. Dilaşup, Fatma Hanım’ın yanına gömülür. Ali ise hapse girer. Ara sıra haftasonları annesinin ve Dilaşup’un mezarı başında toprağı gözyaşlarıyla sular.

Bir süre sonra, cezası bitince hapisten çıkar fakat sonra en fazla altı ay dayanabilir.

Okuyucunun gözünden

Dil bazen kitaptan koparsa da olay örgüsü çok temiz ve akıcı gidiyor. Başladığımda nasıl ilerlediğimi anlayamadım bile. Sayfa numaraları dikkatimi bile çekmedi. Bir sonraki adımı merak ettim hep. 1 buçuk günde okudum.

İyi okumalar xx

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın